fahrettin's profile*** baba spaces *** ( gö...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    BBC nin yayınlamadığı Filistin' e yardım klibi

     

    Kanserliler, özel hastanelere para vermeyin



     


    14 Kasım 2008

    Rıza Zelyut
    Kanserliler, özel hastanelere para vermeyin

    Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum:
    Sakın ola ki bundan sonra gittiğiniz özel hastanelerde muayene parası, kan tahlili parası, film parası gibi adlar altında para vermeyin.
    Çünkü bu tahliller, filmler, doktor muayenelerinin tümü bedavadır.
    Tekrar ediyorum: Bedava tedavi sadece devlet hastaneleri için geçerli değildir. Özel sağlık kuruluşları da artık para alamazlar.
    Bizzat yaşadığım bir olayı anlatayım: Bir okurum arayarak dedi ki: 'Eşim meme kanseri tedavisi görüyor. İstanbul'daki ..... isimli hastaneye kontrole götürdük. Çünkü; onkoloğu (kanser doktoru) orada çalışmaya başlamıştı. Burada onkologa muayene oldu ve doktorunun istediği kan tahlillerini bu hastanede yaptırdı: Filmler de orada çakildi. Bu hastane bizden üçte bir oranında dediği 760 YTL para aldı. Halbuki televizyonlarda yer alan haberlerde kanser tedavisinin artık özel hastanelerde de bedava olduğu duyurulmuştu. Bu durumda bize yardımcı olur musunuz?'

    SAĞLIK BAKANLIĞI'NA TEŞEKKÜRLER
    Bu şikayeti doğrudan doğruya Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'a ilettim. Sayın Bakan; hem şaşırdı, hem de üzüldü. Dedi ki: 'Rıza Bey; 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren hiçbir özel hastane, artık kanser tedavisi gören hastalardan para alamaz. Bu konuyu Başbakanımız özellikle takip ediyor ve çok hassas. Sözünü ettiğiniz hasta, faturaları bize yollasın. Ben hemen emir veriyorum. O hastane hakkında soruşturma açtıracağım ve alınan paraları da hasta sahibine geri verdireceğim.'
    Gerçekten de iki gün içinde o ünlü hastane; hastadan aldığı parayı iade etmek zorunda kaldı.
    Hastaların veya hasta yakınlarının şunu da bilmesi gerekiyor. Bu hastalıkların muayenesi de bedavadır. Yani; hastalar, doktor ücreti de ödemeyecektir. Yukarıda dile getirdiğim şikayette; onkolog (kanser doktoru) tarafından yapılan muayene; hastane tarafından 'diyabet muayenesi' gibi gösterilerek 350 YTL alınmıştı. Hastane; bu parayı da geri vermek zorunda kaldı. Sanıyorum ki artık İl Sağlık Müdürlükleri hastaneleri daha ciddi biçimde kontrol edeceklerdir. Çünkü özel hastaneler; Bakanlığın aldığı son bedava tedavi kararının kendilerine gelmediğini ileri sürerek hastaları soymaya devam ediyorlar.
    Buradan Sağlık Bakanı Akdağ'a hastalar adına teşekkür ediyorum. Çünkü; özel hastaneleri daha sıkı kontrol ettireceği sözünü de vermiştir.

    HANGİ HASTALIKLAR BEDAVA TEDAVİ EDİLİYOR
    Sadece kanser hastaları değil; vatandaşın altından kalkamayacağı kadar masraflı olan diğer tedaviler de artüık ücretsiz. Ücretsiz tedavi konusunda Sağlık Bakanlığı'ndan bize verilen bilgi şöyle:
    'Sayın Zelyut
    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa istinaden çıkarılan ve 1 /Ekim/ 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren en önemli hükümlerden birisi de genel sağlık sigortalısı hastalardan acil ve ciddi sağlık tehtidinin bulunduğu durumlar için sosyal güvenlik kurumu ile sözleşmeli özel sağlık hizmet sunucuları tarafından ilave ücret talep edilmemesidir. Bu durum acil haller için sosyal güvelik kurumuyla sözleşme yapmamış özel sağlık kuruluşları için de geçerlidir. Zaten kamu hastanelerince eskiden olduğu gibi herhangi bir ilave ücret alınmamaktadır. 1/Ekim/2008 tarihinden önce özel sağlık hizmet sunucuları diledikleri kadar ilave ücret alabilmekteydiler. Aşağıda yer alan liste ilave ücret alınamayacak ciddi sağlık tehditlerinin bulunduğu durumlardır.
    1) Acil servislerde sunulan sağlık hizmetleri ile acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,
    2) Yoğun bakım hizmetleri,
    3) Yanık tedavisi hizmetleri,
    4) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),
    5) Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,
    6) Organ, doku ve hücre nakilleri,
    7) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,
    8) Diyaliz tedavileri,
    9) Kardiyovasküler cerrahi işlemleri

    NE YAPACAKSINIZ?
    Görüldüğü gibi acil servislerde, yoğun bakımda, yanık tedavisinde; kanser tedavisinde, yenidoğanda verilen doğum hizmetlerinde ve doğum anomalilerindeki cerrahi işlemlerde, organ ve doku nakillerinde, diyalizde ve kardiyovasküler cerrahi uygulamalarında vatandaş artık özel hastanelere fark vermeyecektir.
    Eğer sizden bu hastalıkların teşhisi ve tedavisi için para alınmış ise; makbuzunuzla birlikte şikayetçi olacaksınız. Şikayetinizi de bir dilekçe ile Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü'ne yapacaksınız.
    Sağlık Bakanlığı diyor ki: 'Sağlık Uygulama Tebliğdeki hükme rağmen ilave ücret alınması durumunda Sosyal Güvenklik Kurumu'nca özel sağlık kuruluşuna sözleşme iptali ve para cezaları uygulanacaktır. Sözleşmeye aykırı durumun tespiti açısından, vatandaşımız kendi adına sosyal güvenlik kurumunca özel sağlık kuruşuşlarına ödenen bedellerin dışında her ne ad altında olursa olsun kendi cebinden bir ödeme yapması durumunda, bu ödeme için faturasını detayları ile talep etmelidir. Ayrıca sözleşmeye aykırı durumların tespiti açısından Sosya Güvenlik Kurumunca gerekli denetimler kuşkusuz sürekli yapılacaktır.'
    Okurlarıma tavsiyem şudur:

    Bu yazıyı lütfen, bu tür hastası olan insanlara iletin ki bazı açıkgöz hastane işleticilerinin haksız kazançları önlenebilsin.

     

    Banka hesabı olanlar dikkat 15 aralık 2008 son gün

    Banka hesabı olanlar dikkat
    21 Kasım 2008 Cuma 09:20 (internethaber.com)
    Maliye'nin çıkardığı yönetmelik gereği bankada hesabı olanlar 15 Aralık'a kadar şubelerine başvurmaları gerekiyor.
    15 Aralık tarihine kadar bankalarda hesabı bulanan vatandaşların, bankalara daha önceden beyan ettikleri adresleri, teyit eden belgeleri şubelerine iletmedikleri takdirde, banka hesapları bloke olacak.

    Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) tarafından yayınlanan "Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik" gereği, 30 Haziran 2008 tarihi veya öncesinde hesap açtırmış olan müşteriler beyan ettikleri adreslerini doğrulayan belgeleri (ibraz tarihinden önceki üç aylık döneme ait ikametgah belgesi veya adınıza düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren hizmete ilişkin olan bir fatura, vb.) en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar, 30 Haziran 2008 sonrası açılan hesaplar için sözkonusu belgeleri hesabın açıldığı tarihten itibaren en geç 10 işgünü içinde bankalarına ibraz etmeleri gerekiyor.

    İşlemler aksayabilir

    Öte yandan konuyla ilgili görüştüğümüz bankacılar, yasada her ne kadar 31 Aralık 2008 son geçerlilik tarihi olarak belirtilmiş ise de oluşacak yığılmadan dolayı, müşterilerin işlemlerinin aksamaması için 15 Aralık 2008 tarihine kadar söz konusu ibrazların yapılması gerektiğini belirtiyorlar. Bankalar, email ve sms’ler göndererek söz konusu değişiklik hakkında, müşterilerini bilgilendiriyor.
     

    İstiklal Savaşımızın Son Gazisi Yakup Satar' ı kaybettik.

     

    Alıntı

    İstiklal Savaşımızın Son Gazisi Yakup Satar' ı kaybettik.
    Allah gani gani rahmet eylesin.
    Ruhu şâd, mekanı cennet olsun.
    Adı üzerinde "İstiklal Savaşı".
    Bir milletin bağımsızlığını elde etmek ve hür yaşamak için verdiği bir savaş.
    Sonunda da kurulan "Cumhuriyet".
     
    Ben, Sayın Yakup Dedemizi Cumhuriyetin son "gerçek bekçisi" olarak görüyordum.
    Allah, Cumhuriyetimizi korumayı bizlere de nasip etsin.
     
    *********************************************
     
    Hacı Seyit Mahallesi'ndeki evinde kızlarıyla yaşayan gazi Satar saat 22.50 sıralarında hayata gözlerini yumdu.

    Şanlı Mücadele'nin son kahramanlarından Yakup Satar, 1898 yılında Kırım'da doğdu.
    Ailesiyle Eskişehir'e göç eden Satar, Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na katılmasıyla
    Basra Cephesi'nde savaştı. Sakarya Meydan Muharebesi'nde de düşmana karşı mücadele eden Satar,
    savaş sonunda Eskişehir'e döndü.
     
    Uzun süre çiftçilik yapan Satar, eşini kaybetmesinin ardından kızları Zekiye Tali ve Bedriye Kalaş ile yaşıyordu.
    Satar'ın, 6 çocuğu, 50'ye yakın torunu bulunuyor.
     
    Son 10 yıldır çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle evinden dışarı çıkamayan Gazi Satar,
    geçen yıl dünyaya gelen bebeklerle torunlarının torunlarını görmüştü.
    *********************************************************
     
    Yakup Satar, özellikle gençlere şöyle sesleniyor:
    “Bu vatanı almak için çok canlar verdik, kıymetini bilin, birbirinizi kırmayın.
    Vatan sevgisi kadar insan sevgisi de önemlidir.
    Türkler her zaman, her konuda birbirlerine destek vermelidir.”
     
    ************************************************************
     
     

    Yemenide aşk var!

    Kurtuluş Savaşı'nın son gazisi Yakup Satar... Onun hayatı torununa mucize yaşattı. Mucizenin başlangıcı ise Yakup Dede'ye Niyazi Bey'in verdiği yemeniydi... Yakup Dede, bu öyküyü torunu Nuran ve eşi Bekir'e anlatınca ortaya sıradışı bir aşk çıktı. Eşiyle tesadüf eseri tanışıp evlenen Bekir Ünver'in, Niyazi Bey'in torunu olduğu çıktı!...



    Ayaklarına giyecek botları, yiyecek ekmekleri yokken kurtuluş destanı yazan 'Şu Çılgın Türkler'den biri de Eskişehir'in Hacı Seyit Mahallesi'nde yaşayan 112 yaşındaki Yakup Satar... Kurtuluş Savaşı'nın yaşayan son gazisi olan Satar, 1. Dünya Savaşı'nda Gizli Gaz Birliği'nde görevli olarak Bağdat'a gönderildi. Yakup Satar, ardından gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Kulakları ağır işitmesine ve kendisine bakan kızı Zekiye Tali'nin yardımıyla yürümesine rağmen Yakup Dede, cephede geçen ve yaklaşık 8 yıl süren askerliğiyle ilgili anıları çok iyi hatırlıyor.

    BAĞDAT'A GÖNDERİLDİ

    Kurtuluş Savaşı'nın son tanığı olan Yakup Satar, Kırım'dan Eskişehir'e göç eden bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi ve babasının hayatını kaybetmesinin ardından çocukluk yıllarını ablalarının yanında geçiren Eskişehirli Yakup, 1. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında askere gitti. Acemi birliğinde görev yapmak için geldiği İstanbul'da Osmanlı'nın müttefiki Alman bir yüzbaşı tarafından 200 kişilik Gizli Gaz Birliği'ne seçildi. İstanbul yakınlarında eğitim aldıktan sonra birlik dörde bölündü ve bir kısmı Bağdat'a gönderildi. Gizli görev için gönderilen Yakup ve arkadaşları, silah kullanılmasının vazgeçilmesinin ardından İngilizler ile savaşmak için Basra'ya geçti. Esir düşeceklerini anlayınca silahlarının bir kısmını yaktı. Yakup ve arkadaşları silahların geri kalanını ise kırıp Dicle Nehri'ne attı. Çünkü Yakup Dede'nin deyimiyle, "Türk askerinin silahı, canından daha kıymetlidir."

    YAYA DÖNDÜLER
    Kolundan yaralandığı için bir süre hastanede tedavi gören Yakup, esir değişimiyle birlikte İstanbul'a gönderildi. Yaklaşık 22 gün süren yolculuğun ardından İstanbul'a gelen Yakup ve arkadaşları nöbetçi bir askerden "Ordu dağıldı, siz de evinize gidin" yanıtını aldıktan sonra memleketlerinin yolunu tuttu. Ancak hep birlikte Bilecik'e kadar yaya giden askerler, vatan savunması için cepheye gitmelerinden 3 yıl sonra neyle karşılaşacaklarını bilemezler. Eskişehir'e dönüşünde ablası tarafından karşılanan Yakup, tezkeresini almaya gittiğinde Anadolu'da direnişin başladığını öğrendi.

    TEKRAR ORDUYA KATILDI

    Askerlik şubesindekilerden, "Seni gökte ararken, yerde bulduk. İsmini Mustafa Kemal'in ordusuna yazıyoruz" şeklinde yanıt alan Yakup, gururla eve döndükten bir hafta sonra yeniden orduya dahil oldu. Yakup, orduya Polatlı'da girdikten sonra, burada Sakarya Meydan Muharebesi'ne katıldı. Kahramanlık destanı yazan Türk askerinin ne ayağına giyecek çarığı, ne de yiyecek ekmeği vardı. Ordu buradan önce Sivrihisar, sonra Seyitgazi ve Afyon'a doğru ilerledi. Polatlı yakınlarındaki çatışmada arkadaşlarının geri çekilmesinin ardından iki kurşun arasında kalan kahraman asker, kendisine "Yakup beni bırakma" diye yalvaran yüzbaşıyı dün gibi hatırlıyor ve hâlâ ona ne olduğunu merak ediyor. Yakup Dede, Kocatepe'de nöbetteyken kendilerini ziyarete gelen Atatürk'e dürbününü vermesini ve talim yaptıran İsmet Paşa'nın (İnönü) kendisine hediye ettiği sigarayı da hiç unutmadı.

    'KARADA ÖLÜM YOK'
    Eskişehirli asker Yakup, ordunun Sivrihisar yakınlarında verdikleri mola sırasında cebinde kalan son parasıyla ayağına giyecek bir şeyler bulmak için kasabanın yolunu tuttu. Yakup, yıllar sonra yollarının kesişeceği yemeniciyle Sivrihisar'da karşılaştı. Bulduğu ilk dükkanın kapısını çaldığında karşısına bir yemenici çıktı. Yakup, akşam vakti karşısında bir asker görünce şaşıran yemeniciye, "Korkma ben Mustafa Kemal'in askeriyim. Ayağıma giyecek hiçbir şeyim yok" dedi. Bunun üzerine yemenici Niyazi Bey de, dükkanındaki en güzel yemeniyi ona hediye etti. Yemeniyi sağlamlaştırmak için yanında iğne, iplik ve balmumu alan Yakup, teşekkür ederek arkadaşlarının yanına döndü. "Bana karada ölüm yok artık" diyen Yakup Dede, aradan yıllar geçmesine rağmen o yemeniciyi hiç unutmadı. Savaş sonrasında memleketi Eskişehir'e dönen Gazi, görücü usulüyle Meryem ile evlendi. Soyadı Kanunu çıktığında ticaretle uğraştığı için Satar soyadını alan Yakup, ailesinin geçimini sağlamak için fırıncılıktan şoförlüğe, bakkal dükkanından manav dükkanına kadar çok sayıda işte çalıştı. Yakup Dede'nin 1993 yılında kaybettiği Meryem Satar'dan 6 çocuğu dünyaya geldi. Kurtuluş Savaşı'nın ardından hayat mücadelesi ile tam 85 yıl geçti. Yakup Dede'nin torunları da artık evlenme çağına geldi. Eskişehir Devlet Hastanesi'nde çalışan doktor ağabeyini ziyarete giden Bekir, ilk görüşte gönlünü aynı hastanede memur olarak çalışan Nuran'a kaptırdı. Nuran da Bekir'in bu aşkını karşılıksız bırakmadı. Nuran ile Bekir, çok kısa sürede evlenmeye karar verdi ve soluğu nikah masasında aldı.

    TORUNLARIN AŞKI

    Bir bayram ziyaretinde yapılan sohbette sıradan başlayan bu aşkın altından ise sıradışı bir hikaye çıktı. Sohbet sırasında Yakup Dede, ordu Sivrihisar'dan geçtiği sırada kendisine yemeni hediye eden yemeniciyi anlatmaya başladı. Bekir Ünver, bu hikayeyi duyduğunda neye uğradığını şaşırdı. Çünkü Ünver'in dedesi Niyazi Bey, aynı yıllarda Sivhisar'da ayakkabıcılık yapan tek kişiydi. Yani Yakup Dede'ye yemeni hediye eden Niyazi Bey, Bekir Ünver'in dedesiydi. Böylece Kurtuluş Savaşı'nda karşılaşan Yakup Dede ile Niyazi Bey'in yolu aradan geçen uzun zamana rağmen ikinci kez kesişti.

    GURUR VEREN HİKAYE
    Nuran ile Bekir Ünver de aşklarının altından böyle bir hikaye çıktığı için gurur duydu. Ancak Yakup Dede, Niyazi Bey 1950 yılında hayatını kaybettiği için Kurtuluş Savaşı'nda kendisine bir çift yemeni hediye eden Niyazi Bey'i tekrar görememesinin büyük üzüntüsünü yaşadı.


    Canan YILMAZ ( http://www.takvim.com.tr/2007/09/22/pap113.html )
     
    **********************************************************
     
     
    ********************************************
     
                
     
    ***************************************
    Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz1Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz11Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz12Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz13Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz14Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz15Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz16Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz17Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz18Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz19Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz2Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz20Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz21Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz22Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz3Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz4Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz5Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz6Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz7Gazi Rahmetli Yakup Dedemiz9
     
     
     

    Ekonomide Kırmızı Alarm

        
     
       Görünen Ekonomik Gerçekler!..
     
          
     
          
      
       "EKONOMİ İYİ GİTMİYOR"

         Abdullatif Şener, SKY TÜRK' te yaptığı değerlendirmede ekonomik görüşlerine de yer verdi:

        - Yani bir insanın borcu varsa ya daha önceki tasarruflarından harcayacak ya da varlıklarını satacak. Şu anda bizdeki durum budur.

        - Eğer, küresel dalga büyürse Türkiye ekonomisinin iyi gideceğini söyleyemem. Bugün işler iyi gitmiyor. Esnaf sıkıntıda işsizlik had sahada.

        - Bugun Türkiye'de ülkenin ekonomisini ayağa kaldırıcı bir hareket gerekiyor.

        - Rakamlarla oynayarak milli geliri suni şekilde yükselterek bu sıkıntıdan kurtulamazsınız.

     
         (Türkiye İş Bankası Genel Md. Ersin Özince)
     

     
     
     
     

    AKP' yi kapatma istemli dava açıldı.

    Bugün akşam saatlarında butona basıldı!..
     
    Cumhuriyetin temel ilkeleri üzerinde
    memleket çıkarlarına ters davranışta bulunup
    -tabiri caizse- halk arasında husumet yaratmanın, halkı bölmenin,
    demokrasinin uçsuz bucaksız özgürlük olduğunu sananların
    hukuk karşısında hesap verme telaşına kapılacağı bir eylem.
     
    Allah sonumuzu hayır etsin.
     
     
     
     

      İşte kapatma davasına karar verecek heyet

      Gül davaya ne dedi?

                    Kapatma davasında prosedür nasıl işleyecek?
                        İşte Türkiye'yi bekleyen gergin süreç...
    *************************************************************************************
    Söz Savunmanın!..
    İşte AKP’nin savunması

    Başbakan Erdoğan'ın imzasıyla mahkemeye sunulan tam metin...

    iyice azıttılar, yazıklar olsun.

    Atatürk büstünü kaideden söküp Türk bayrağını indirdiler


    DHA


    KOCAELİ'nin Körfez İlçesi, Hereke Beldesi'nde, Nuh Çimento Vatan İlköğretim Okulu'nda bir grup öğrenci, Atatürk büstünü kaidesinden sökerek Türk bayrağını direkten indirdi. Meydana gelen olayla ilgili soruşturma başlatan jandarma ekipleri, 8 öğrenciyi gözaltına aldı.

    Yukarı Hereke Beldesi'nde Nuh Çimento Vatan İlkögretim Okulu bahçesinde bulunan Atatürk büstü kaidesinden sökülüp Türk bayrağı direkten aşağıya indirildi. Okul Müdürü ve öğretmenlerin sabah okula geldiklerinde olayı fark etmeleri üzerine Körfez Jandarma Komutanlığı'na haber verdi.

    Okula gelen jandarma ekipleri yaptıkları araştırmada mermer kaidesinden sökülen Atatürk büstünü, yaklaşık 300 metre uzaklıktaki dere kenarında bırakılmış buldu.

    Olayla ilgili soruşturma başlatan jandarma ekipleri, yaşları 14 ile 17 arasında olan 8 öğrenciyi gözaltına aldı. Ayrıca jandarma ekipleri, olayı öğrencilere yaptıranları da bulmak için çevrede geniş çaplı bir araştırma da başlattı.


    *********************************************************************
    iyice azittilar, yaziklar olsun...
     
    bu vatanın topragindan yediler, suyundan ictiler.
    bagimsizligin simgesi bu altinda ozgurce yasadilar.
     
    devletin olanaklari ile okudular,
    ama; cahillikten kurtulamadilar.
     
    yaziklar olsun...
    aynı zamanda bu milletin hakki da haram olsun.
     
    --
    ¶baba€®€gliay35™

    Onlar saygıyı fazlasıyla hak ettiler.

     

    Alıntı ( http://Ataturkspaces.spaces.live.com/blog/cns!A34C7884197A3747!530.trak )

    Onlar saygıyı fazlasıyla hak ettiler.

    Onlar saygıyı fazlasıyla hak ettiler. Hayal aleminden uyanın artık..

    Masa başında olmuyor bu işler.. Lütfen biraz izan biraz insaf..

    Onlar Çamlıca tepesine mehtaba çıkmadılar..

    Binlerce metre yükseklikte terörist kovaladılar.

    Pikniğe de gitmediler vahşi doğada dere tepe aştılar iz sürdüler.

    8 gün boyunca karla, kipiyle eksi 15 derecede dağda kaldılar.

    Karın bel hizasında olduğu geniş araziye yayıldılar.

    Generalinden erine operasyon yaya icra edildi.

    Zifiri karanlıkta sarp kayalıklara birlikler indirildi.

    PKK'lıların mağaralara can attığı ortamda, onlar gece gündüz yürüdüler..

    Onların arabaları, cipleri yoktu. Çayır çimenlik arazide koşturmadılar.

    Keçilerin bile yürüyemeyeceği,

    insanın dağlara bakarken bile ürktüğü coğrafyanın tam ortasındaydılar.

    Sırtlarında 35 kilo yük ellerinde buz kesen demirden silahlarla iz sürdüler..

    Onlar saygıyı fazlasıyla hakettiler.

    Masa başında ahkam kesenler için kolaydı operasyon..

    Çocuk oyuncağıydı Kandil'e yürümek. Musul ve Kerkük zaten çantada keklikti.

    Hayal dünyasında yaşayanlar için Zap bölgesi, bahçede ufak bir gezintiyle eşdeğerdi.

    Ama öyle değildi gerçekler..

    Özveriliydiler, gözlerini kırpmadan göreve koştular.

    Yorgundular ama milyonların duasını arkalarına almışlardı.

    O dualar sırtlarındaki yükü hafifletmişti.

    Onlar verilen görevleri yerine getirmenin telaşı içindeydiler.

    Hainler de beklemiyordu. Baskın yediklerinin farkındaydılar.

    Hareket kabiliyetinin kısıtlandığı bir ortamdı.

    Çetin kış koşullarında binlerce asker akmıştı aniden..

    Bu fedakar evlatlar önünde saygıyla eğilin.

    Lütfen ihtiram gösterin. Konuşurken bir değil bin kez düşünün.

    Onlar bunu çoktan hakettiler.

    -- alıntı --


    Siyasal islamcılara,  işbirlikçi milliyetçilere
    ve bölücülere karşı duracak bir grup kuruldu.

    Aramıza katılın güç kazanalım.

    DEMOKRATIZ-BİZ

    Geçerli web adresi:
    http://groups.google.com.tr/group/demokratz-biz

     

    ************************************************************************

     

    ‘Güneş’ harekatını başarıyla tamamlayıp dönen askerler Zap'ı anlattı

     Şenol ÇAKIR/ŞIRNAK, (DHA)

    TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta terör örgütü PKK yuvalarına yönelik 8 gün süren ‘Güneş Harekatı’na katılan askerler yaşadıklarını anlattı. Telsiz frenkansına girip ‘Gidin buradan’ diyen PKK'lılara ‘Sizi almadan gitmeyiz’ yanıtını verdiklerini söyleyen askerler, harekat bölgesinde coğrafyanın ‘karakutu’, yüksek dağların ‘doğal kale’ ve mağaraların ise ‘labirent’ gibi olduğunu söyledi.

    Kara harekatını başarıyla tamamlayıp dönen askerler, teröristlerin her türlü tuzaklarına karşı çetin bir mücadele ortaya koyduklarını söyledi. Olumsuz hava koşullarında dahi bölgeyi çok iyi bilen teröristlerle uzun süreli silahlı çatışmaya girdiklerini ifade eden askerler, bunu yaparken uykusuz geceler geçirdiklerini ve teröristlere ağır darbe vurduklarını ifade etti. Askerler şunları söyledi:

    * PKK’lı teröristlerin saklandığı Irak’ın kuzeyindeki dağlar çok yüksek, derin vadiler bulunuyor. Vadilerin sağında ve solunda sayamadığımız kadar mağara var. Dağların zirvelerinde de PKK mevzileri de mevcut. Buraları uçaklarımız ve helikopterlerimiz bombaladı. Ardından güzergahta öncü kuvvetlerimiz emniyet görevi aldı. Sonra da o bölgeye çok dikkatli şekilde ilerledik.

    * Kandil’den sonra PKK’lıların en önemli kamplarından olan Zap’a ilerlerken, bize pusu kuran teröristlerle çatışmaya girdik. Hava birden bozdu. Kar, tipiye dönüştü. Göz gözü görmüyordu. Üstüne üstlük bir de sis çökmüştü. Çatışma saatlerce sürdü. Burada PKK’ya ağır darbe vurduk.

    * Teröristler zaman zaman bizim telsizin frekansına girip, bozuk bir Türkçe ile ‘Ne işiniz var burada, gidin’ diyorlardı. Biz de ‘Sizi almadan bir yere gitmeyiz’ cevabı veriyorduk. PKK’lılar şiddetli çatışmalarda sürekli başka bir gruba yardım çağrısı yapıyordu.

    * Bölgeden kaçan PKK’lıların kullandığı mağaraların bazıları devasa boyutlarındaydı. İç bölümler labirent gibi karışıktı, tünelleri de vardı. Mağaranın ortasından küçük bir akarsu bile geçiyordu. Yani tam bir şehir gibi bir görünüme sahipti. Teröristler burayı terkedip kaçarken, geride silah ve yaşam malzemelerini bıraktı. Hepsini imha ettik.

    * Irak’ın kuzeyindeki bölgeler sanki doğal bir kale görünümünde. Saklanabilecek, siper alınabilecek sayısız yer vardı. Dolayısıyla buraları sanki bir düz ova gibi, küçük tepecikli bir bölge gibi olduğunu sananlar var. Aksine, burası derin uçurumları, ürkütücü vadileri, yüksek dağları ve her türlü tuzakların kurulabileceği bir coğrafya. Orası göründüğü gibi değil.

       

    Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=501607&Date=04.03.2008&ver=95

    Unutma, unutturma...

    ASALA ANKARA'DA KAN DOKTU...

    (7 AGUSTOS 1982)

    ASALA adli Ermeni teror orgutunun Turkiye'nin yurt disindaki temsilciliklerine ve burada calisan personeline yonelik saldirilar surerken, 2 ASALA militani, 7 Agustos 1982 tarihinde Ankara Esenboga Havaalaninda teror eylemine giristiler.

    Saldirida, biri Ankara Emniyet Mudur Yardimcisi Hamdi Yahyaoglu olmak uzere 2 guvenlik gorevlisi, 2'si yabanci uyruklu 6 yolcu olmak uzere 8 kisi oldu, 72 kisi de yaralandi. Ermeni saldirganlardan biri catismada olduruldu, Levon Ekmekciyan isimli diger saldirgan yarali olarak yakalandi. 

    The letter of Levon Ekmekchian,
    the Armenian terrorist who has murdered 9 innocent and injure
    78 people by firing with machine guns and bombs at
    Esenboga Airport on August the 7th, 1982.
    He arrested wounded.
    A Turkish police officer gave him blood to make him survive.
    At the court he said,
    "the nation, which I would like to shed the blood of, gave me blood".
    ---------------------------------------- -----
    7 Ağustos 1982 tarihinde Esenboğa Hava alanında makineli tüfek ve bombalarla
    9 masum insanı öldürüp, 78 kişiyi de yaralayan iki Ermeni teröristten biri olan
    Levon Ekmekciyan'ın mektubu.
    Yaralı olarak ele geçirildi.
    Bir polis memuru onu yaşatmak için kan verdi.
    Mahkemesinde Ekmekciyan,
    "Kanını dökmek istediğim millet bana kan verdi" dedi. 
    Ermeni militani Ekmekciyan 7 Eylul 1982 tarihinde Ankara 3 Nolu Sikiyonetim Mahkemesi'nde tek celsede olum cezasina carptirildi.
    Ekmekciyan'in cezasi, 28 Ocak 1983 tarihinde Ankara'da infaz edildi.
     
     

    Saldiridan 4 gun sonra 10 Agustos 1982  gunu

    Ermeni asilli vatandasimiz
     Artin Penik,
    Taksim meydanina cikip
    kendini atese verdi.

    Amaci ASALA'nin bu kanli
    saldirisini protesto etmekti.
    Artin Penik, hemen hastaneye kaldirilmis
    ve sadece 4 gun hayata tutunabilmisti.
    Agir yarali olan Penik,

    15 Agustos 1982'de yasamini yitirmisti.
    Ve bakin olmeden once neler soylemisti;
        
      THE LETTER Of ARTIN PENIK

    The letter of Artin Penik who burnt himself in order to protest against Armenian Terrorism which points to Turkey

    We hereby present the letter of Artin Penik, our Armenian Citizen, who committed suicide by burning himself in Taksim Square in Istanbul on 10 August 1982 in order to protest Armenian Terrorism against Turkey.This meaningful suicide of him made us sorry.   

    Now, I am protesting you in the name of the Patriarche and all Turkish Armenians, and burning myself.

    You, ASALA murderers!Nothing can be done by killing innocent people.You are deceived by the imperialists.The history is told very wrong to you.Onehundredthousands of people disappeared by the trick of imperialists.Keep your mind!They are misleading you.Now, there are some thousands of armenians living here and there.Do you intend to abolish them, too?But you will never manage to do that.We want to continue our way of life that we are leading fraternally together with Turkish people.But, if you go on killing innocent people without mercy, I swear in the name of God that you will be all exterminated.Keep your mind!As far as we know, Armenians are brave and never kill innocent people from behind.We never regard you as Armenians.We are cursing you.You, the former president of France, Gizcard Estaing, we all Armenians are cursing you.

    If you had not disregarded their actions to get their votes, they would not have been so arrogant.

    I have many more things to write, but I find no reason to do it.When necessary, Turkish Nation will punish you.

    I wish God bless those who have lost their lives up to now, and patience to their relatives.May God give patience to my Turkish Citizens, Bye.

    Artin PENIK

    *****************************

     

    img169/6489/ata2ds9.gif
    img451/6901/vatansevmekro9.gif

    (Gifler icin "bastug Erol' a" teşekkürler.)

    --
    ¶baba€®€gliay35™

    Şehit babasının mesajı: Vatan sağ olsun, benim şehidim son olsun.

    "Bu acımasız terör, vatan evlatlarını teker teker yok ediyor.
    En son benim yavrumu elimden aldı. Anasının yüreği yanıyor.
    Bütün Türkiye feryat ediyor, haykırıyor. Esas sorumlulardan bir tek ses çıkmıyor.
    Bir daha anaların yüreği yanmasın.
    Bütün kuruluşları, dernekleri, kadın kuruluşlarını şehidimin son yolculuğuna çağırıyorum.
    Vatan sağ olsun, benim şehidim son olsun."
    Şehit Piyade Er Hasan Güreşen'in babası Nuri Güreşen
     
    *********************************************************
    asker amca, bak bu benim babam!..
    10 06 2007 den bir başka kare.

     

    --
    ¶baba€®€gliay35™
    http://babaeregliay.spaces.live.com/

    Askerin her zaman "hııııııı" dememesi için

    Askerin "hıııııı" dememesi için...

    Bugün bu haberi okuyunca sizlerle paylaşmadan edemedim.

    Askeri sevmek biz Türk' lerin ruhunda vardır.
    Vatanın yılmaz bekçisi olarak görürüz O' nları.
    Zira bizler askeriz, asker de biz. Biz bizi severiz !..

    Cumhuriyetin devamı için,
    demokrasinin yaşamasi için,
    Askerin her zaman "hıııııı" dememesi için,
    bir sabah uyandığımda radyo ve TV lerde bu marşı dinlememek icin,
    askerin ( bizlerin ) istenmeyen mecralara çekilmemesi için,
    vatan için, millet için, geleceğimiz için,
    "öyle demedim böyle dedim" dememek için,
    kıvırmamak için,
    atılan adımların, yapılan söylevlerin
    Türkiye Cumhuriyeti yasalarının doğrultusunda yapılması gerekliliğine inaniyorum ve savunuyorum.

    22 Temmuz 2007 de elimize geçecek bir firsat var, iyi değerlendirelim lutfen.
    İnsanlik adına, demokrasi adına sandik başina...

    22 Temmuz 2007 - OY' umuzu kullanalım.

    Bu sandığa; 3-4 tahta parçasının çivilerlerle bütünleştirilmiş,
    bir de kilit vurulup mühür altına alınmış, bir nesne olarak bakmayınız.

    Sandıktan, vekil olupta bizleri kulu gibi görmeyeceklerin, bizleri sömürüp,
    Vatanı satmayacakların çıkması için oyumuzu
    Cumhuriyet İlkelerini özde benimseyenler için kullanalım.
    Bu sandıktan aklı selimin sonucu ve vicdanımızın sesi çıkmalıdır.
     





     

    millet uyarmistir, baska uyariya gerek yoktur!...

     

    Alıntı

    millet uyarmistir, baska uyariya gerek yoktur!...

    "koyun kurt ile gezerdi, fikir baska baska olmasa" - ASIK VEYSEL
     
    canim asigim, gercekten oyledir koyun kurt ile gezemez,ama; baska baska fikirlerin nasil tek yumruk oldugunu gozlerimle gordum.
    baska baska fikirlerin de bulustuklari bir ortak fikrin oldugunu gordum, tandogan da caglayan da.
     
    sagcisi solcusu sunnisi alevisi chp lisi mhp lisi dyp lisi anap lisi daha nicelisi tek bayrak altinda idi.
    bayragin altinda bulusturan ortak fikir de cumhuriyete sahip cikmakdi.
     
    milyonlarca sehit verilerek elde edilen cumhuriyeti korumak, cumhuriyetin getirdigi "hakimiyet milletindir" gorevini yerine getirmek icin tek bayrak altinda bulustular.
     
    kurumlar vardir; cumhuriyetin islevini idame ettirirler, kurumlar vardir; cumhuriyetin koruyuculugunu yaparlar,
    millet vardir, bunlar da; idame ettirenleri ve koruyuculari denetlerler, gerektiginde ikaz ederler.
    zira; millet demokrasinin cumhuriyetin sahibidir, kurumlar ise vekilleridir.
    vekalet her an geri alinabilir.

    aman vekiller, demokrasiyi incitmeden cumhuriyetimizi yuceltin.

    millet ne yapmaniz gerektigini sizlere gösterdi.

      
      baska uyariya gerek yoktur.

    --
    ¶baba€®€gliay35™
    http://feregliay.spaces.live.com/

    Konuşulan konu NEDEN BABA ? (Okumak icin lutfen zaman yaratiniz)

    NEDEN BABA ? (Okumak icin lutfen zaman yaratiniz)

    [KISSADAN HİSSE ]
    NEDEN BABA ?
    Zeynephoca  ( Zeynep ORUNCAK )
    Yazinin sonundaki soruya cevap vermek durumunda kaldiginizda gercekten olmek istemiyecekmisiniz?

    ************************* 

    "Neden Baba?"

    Cocuklariniz yarin boyle mi yasasin?..

    Yil 2020,kizim 18,ben 47 yasindayim...

    "Baba bizim bayragimizda sizin zamaninizda Ay-yildiz varmis neden simdi hac isareti ve anlamini bilmedigim renkler var?
    2 arkadas okulda tavan arasinda eski bir atlas bulmustuk, o atlasta gorduk daha once Edirne'den Kars'a kadar Turkiye topragi imis, simdi neden o haritanin 1/5'ine Turkiye diyoruz?

    Eskiden her mahallede 1–2 cami varken, simdi neden her ilde bir cami var, dedem bahsetmisti daha once ezan denen bir sey varmis, gunde 5 defa camilerden okunurmus simdi bu can sesleri ne baba?

    Filistinlilerin zamaninda topraklarini parca parca satarak Israil'in kurulmasina sebep olduklarini hic mi bir yerde okumadiniz
    da, topraklari mizi sattirip simdi bu ufacik alana bizi hapsettiniz. Siz atalarinizdan boyle mi aldiniz bu topraklari, emaneti boyle mi korudunuz. Gunden gune topraklarimiz satilirken siz uyuyor muydunuz baba?

    Baba kucukken herkesin beni Aybuke diye cagirdigini hatirlar gibiyim simdi neden bana Angel diyorlar, beni kulagima Angel ismini ezanla sen mi soyledin?

    Bizim evin onunden tanklarla gecen Amerikan askerleri kim baba? Hergun bize hakaret ederek ve sizi her gordukleri yerde coplayarak demokrasi! mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanimini daha farkli ogretiler sanki

    Elime gecen gun bir kitapgecti baba, senin gencliginden kalan. Biz Ankara'ya tasinmazdan once memleketimizin ismi Gaziantep'mis ve 6317 sehit vererek "Gazi" lik unvanini kazanmis. Neden simdi oraya kurdistan diyorlar baba. Baba hani
    sizlere kurtlerle Turkler kardestir demisler, peki kardeslerim neden bizi oldurup ulkemizde ayri devlet kurdular.

    Baba o kitapta Ataturk diye birinden de bahsetmisti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermis, ben simdi bile ne kastettigini anlayabiliyorken, sizin gencliginiz bu kadar mi cahildi de o uyarilari dikkate almadiniz.

    Simdiki kurdistan topraginda yer alan Suleymaniye'de askerimizin basina cuval gecirmisler ve sen o donemde genctin, hic mi kanin donmadi baba. Neden hesap sormadiniz bunlari gormezden gelen yoneticilerinize?

    O az once bahsettigim Ataturk size bir hitabe yazmis ve sizi hain yoneticilere ve usaklara karsi uyarmis ve hitabenin sonunda da "Muhtac oldugun kudret damarlarindaki asil kanda mevcuttur." demis. Baba kaniniz o kadar bozuk mu ki
    ulkemizi bu hale getirenlerin yakasina yapismadiniz.

    Baba Turkiyeli ne demek, biz Turk cocugu degil miyiz, soyumuz belli degil mi bizim, o kitapta okumustum "Ne mutlu Turkum diyene" yaziyordu. Peki, baba ben neden mutlu degilim. Turkum demek sucsa ve kotu bir seyse siz eskiden neden soylerdiniz.

    Baba biz Kurtulus Savasi denen bir sey yasamisiz, kitaba gore dunyanin gordugu en sanli savasmis ve o savasta 4 milyon sehit vermisiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgececektiniz de neden o kadar sehit verdiniz.

    Hic mi kitap okumadiniz, hic mi sizi uyaran olmadi, hic mi goremediniz ulkemizin peskes cekildigini, eger farkinda olduysaniz ve duygusuzca evinizde oturduysaniz sizin o hainlerden ne farkiniz kaldi. Allah'in huzuruna hangi yuzle cikacaksiniz baba. "Vatan sevgisi imandandir" diye bir hadis varken hadi diyelim ki Turklugunuzden vazgectiniz bari Islam'in emrine uysaydiniz.

    Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir Istiklal Marsimiz varmis, o marsi yalnizca koru korune ezberlediniz mi? Atalarimiz sizi her firsatta uyarmis, demis ki "Ey Turk titre ve kendine don."Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yi da kaybettikten sonra mi? Bundan 13 yil once titremediyseniz eger artik hic bir sey titretemez sizi.

    Baba sen son bagimsiz olan Turkiye Cumhuriyetini gordun."Ya devlet basa,ya kuzgun lese" diyebilecek bir Hasan Tahsin,bir Sehit Sahin,bir Sutcu Imam yok muydu aranizda?Yaziklar olsun baba sizin gencliginize!

    Bu gunleri gorecegime hic dogmasaydim baba. Turklugunuzden utanmadiniz hic olmazsa insanliginizdan utansaydiniz baba. Bu vatan goz gore gore altinizdan kayarken hic olmazsa SEREFINIZLE OLEMEDINIZ MI?"

    Alıntı kaynağı:
     
    Not: Bu metindeki Turkce karakterler www.TurkceKarakter.com sitesinde en yakin karsiliklarina cevrilmistir.

    --
    ¶baba€®€gliay35™
    http://feregliay.spaces.live.com/

    Cumhurbaşkanı seçiminde toplumsal uzlaşma

    --
    Cumhurbaskaninin toplumsal uzlasma ile secilmesi icin
    sivil toplum baskisi yaratmak amaciyla ODTU Mezunlari Dernegi
    tarafindan bir kampanya baslatilmistir.
    Tum sivil toplum kuruluslari ve sahislarin asagidaki siteyi ziyaret ederek
     imza vermeleri beklenmektedir.
    Lutfen uye oldugunuz ve tanidiginiz tum sivil toplum kuruluslari ve
    arkadaslariniza iletiniz. Kampanyaya katki veriniz.
     
      

    AVRUPA’YA RÖNESANS GEREK..

    AVRUPA’YA RÖNESANS GEREK..

    AVRUPA’YA RÖNESANS GEREK..

    Suay Karaman           Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri

    6 Mart 2007 günü,  Türkiye’den yaklaşık 170 çılgın Türk ile diğer ülkelerden yaklaşık 130 çılgın Türk, İşçi Partisi Genel Başkanı sayın Doğu Perinçek’e, yargılandığı dava nedeniyle destek vermek için Lozan’da buluşmuşlardı. Aydınlanmış Avrupa, “Ermeni soykırımı yoktur, bu emperyalist bir yalandır” diyen Doğu Perinçek’i cezalandırırken, TCK’nin 301. maddesinin kaldırılarak Türklüğü aşağılayanların bağışlanmasını isteyerek, iki yüzlülüğünü gözler önüne sermiştir.

    Lozan’a onlarca Rusça ve Ermenice belge götürerek, Batılı emperyalistlerin yalanlarını yüzlerine vurmak isteyen Perinçek, mahkeme yerine, tiyatroya gittiğinden habersizdi. Bu belgelerde Ermenistan devlet adamlarının ve komutanlarının yazdıkları raporlar, aralarındaki yazışmalar; bir Ermeni soykırımı olmadığını, savaş içinde karşılıklı kırımların yaşandığı kanıtlamaktadır. Daha önemlisi Ermeni devlet adamları ve tarihçileri, bu savaşta Ermeni örgütlerinin emperyalist devletlere alet olduklarını ve Türkiye’nin vatan savunması yaptığını saptamışlardır.

    Doğu Perinçek, bütün siyasî partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin üstlenmesi gereken bir davayı tek başına götürmekte ve Türkiye adına büyük bir mücadele yürütmektedir. Bu mücadeleler Türkiye adına büyük yarar sağlayacaktır ve bu çabalar sayesinde bu yalan son bulacaktır.  Bu dava ne Perinçek’in, ne İşçi Partisi’nin, ne Talat Paşa Komitesi’nin davasıdır. Bu dava, bütün Türk Ulusunun davasıdır. Bu nedenle Tüm Öğretim Üyeleri Derneği olarak, Lozan’da sayın Perinçek’e destek amacıyla bulunduk ve İsviçre  mahkemelerinin durumunu yerinde görerek,  medeni batı için bir kez daha hayal kırıklığına uğradık. Mahkemeyle ilgili bazı gözlemlerimizi şöyle özetlemek mümkündür:

    Mahkeme salonuna davalı Perinçek'in avukatları alınmadı, mahkeme sabahtan akşama kadar on bir saat sürdü, kısa bir  yemek molası dışında içeri giriş çıkışlar yasaklandı, su veya  tuvalet gereksinimi için dışarı çıkanlar bir daha içeri alınmadılar, davaya isteyen İsviçre Ermenileri müdahil olarak katıldılar ama davalı tarafın katılımına ciddi kısıtlama getirildi, müdahil tarafın avukatları ve şahitleri Fransızca konuşunca,  tercüme yapılmadığı için davalıların yanıt vermeleri engellendi, müdahil tarafın avukatlarının ve şahitlerinin uzun uzun konuşmalarına karşılık,  davacı tarafının sözleri sık sık kesilerek konuşturulmamıştır, davayı izlemek için içeri alınmayan çılgın Türkler on bir saat dışarıda soğukta bekletilmiş ve bir oturma  salonu bile açılmamıştır. Genel izlenim odur ki, Lozan’daki bu mahkeme tarafsız ve adil bir mahkeme değildir; birçok usul hatası yapılmıştır.

    Lozan’daki yargılama sürecinde ortaya çıkan bu olumsuzlukların sonucunda, mahkeme, sayın Perinçek'i toplam olarak 90 gün hapis cezası karşılığında 28.873  İsviçre Frangı para cezasına çarptırmıştır. Bu para cezası içindeki 1.000 İsviçre Frangı’nın sembolik olarak İsviçre’deki Ermeni cemaatine ödenecek olmasını, aydınlık batının emperyalizme sığınması olarak düşünmek gerekmektedir. Bu sembolik ceza ile, Ermenilere karşı yapılan sözde soykırım için özür dilenmesi gündeme getirilmek istenmiştir.  Bu davanın asıl kaybeden tarafı İsviçre olmuştur. Gerçek yargılama ve adil kararlar ile sonuçlanacak bir mahkeme sürecinde, İsviçre kendisini temize çıkartarak, “Ermeni Soykırımını İnkar Yasası” gibi saçma bir yasayı da kaldırıp atarak, ifade özgürlüğü ve demokrasi konusunda başarılı bir savaşım verecekti. Emperyalist planlar sonucunda İsviçre kendisini karanlığa gömmek için elinden geleni yapmıştır. Avrupa’ya yeni bir Rönesans gerekmektedir.

    Tüm dünyaya Ermeni tezlerinin gerçek dışı olduğunu anlatmak gerekmektedir. Bunun için tarihçilere, siyasetçilere, herkese büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Bu dava ile emperyalizm, Türk ulusundan bir kez daha darbe yemiştir. Türkiye’nin emperyalizme 1922’de olduğu gibi, gene geçit vermeyeceğini anlamıştır. Bu davanın asıl hedefi Kemalist Devrim’dir, asıl konusu ise, Mustafa Kemal’in bize ve bütün ezilen uluslara gösterdiği hedeflerdir.

    Atatürk’ün tam bağımsız, laik ve demokratik cumhuriyeti, ABD ve AB emperyalist saldırıları karşısında güç birliği yaparak başarıya ulaşacaktır..

    Cumhuriyet, 27 Mart 2007.

    Cumhuriyet' ine sahip çık. Anladın SEN onu!...

    Cumhuriyet' e sahip çıkın. Anladın SEN onu!...
    ( http://feregliay.spaces.live.com )

        Cumhuriyet' ine

            sahip çık.
     
     
     
       Anladın anladın!..
    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 
    Bu resimdeki mesajim cok aciktir.
    Cumhuriyet' e ve ilkelerine ve dahi devrimlerine sahip cikilmasi dusuncemi yansitiyor.
    Din ile ilgili herhangi bir imasi yoktur.
    Tamamen kilik kiyafet devrimine uyulmasi gerektigi konusu islenmistir.
    Baska bir anlam cikarimamasi gerekir.
     
    Turk Devletinin Temel ilkelerini herhalde biliyorsunuzdur.
    Alti tanedir. Bunlardan biri Cumhuriyetcilik, biri de laiklikdir.
    Ataturk bu iki temel ilke icin neler demis bir bakalim isterseniz.
    Cumhuriyetcilik:
    *Turk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)
    *Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet sekli demektir. (1933)
    *Cumhuriyet, yuksek ahlaki deger ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.... (1925) 
    *Hukumet millet ve millet hukumettir. (1925)
    Laiklik:
    *Laiklik, yalniz din ve dunya islerinin ayrilmasi demek degildir. Butun yurttaslarin vicdan, ibadet ve din hurriyeti de demektir. (1930)
    *Laiklik, asla dinsizlik olmadigi gibi, sahte dindarlık ve buyuculukle mucadele kapisini actigi için, gercek dindarligin gelismesi imkanini temin etmistir. (1930)
    *Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdaninin emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygi gösteririz. Dusunuse ve duşunceye karsi degiliz. Biz sadece din islerini, millet ve devlet isleriyle karistirmamaya calisiyor, kasit ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakiniyoruz. (1926)
     
    Ataturk bir peygamber degildir. Bir tabu da degildir.
    Kurulmasına onayak olmus, aracilik etmis oldugu Cumhuriyetin devami için, insanlarin bir bayrak altinda hepbirlikte huzur icinde yasamalari icin, bir millet olabilmeleri icin gerekli olan yasalarin konmasına, milletin de bu yasalara uymasina inanmistir. Sonucta;
     
    * Halifelik kaldirilmistir.
    * Tekke, zaviye ve turbeler kapatilmistir.
     " Kanun, butun tarikatlarla birlikte, seyhlik, dervislik, muritlik, dedelik seyitlik, celebilik, babalik, emirlik, halifelik, falcilik, buyuculuk, ufurukculuk, gaipten haber vermek ve murada kavusturmak amaciyla muskacilik gibi, eylem, unvan ve sifatlarin kullanılmasini, bunlara ait hizmetlerin yapılmasini ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır."
    ( MAALESEF -bugune kadar gelmis gecmis butun iktidarlarin TARiKATLARI oy avciligi malzemesi olarak kullanılmasi nedeniyle- GUNUMUZDE DE BU DURUM HALA DEVAM ETMEKTEDiR. )
    * Kilik kiyafet devrimi yapilmistir.
    Yalnızca Ataturk' un annesi ve esi basortulu degildir. Hepimizin annesi basortulu idi. Bizler onlarin basortusunden ne gocunduk, ne de utandik. Ama onlar ne karacarsafla kapatti bedenini, ne de beyinlerini hurafeyle doldurdu. Cumhuriyetin kendilerine kazandirdigi haklarini kullanarak beseri iliskilerine devam ederken, dini inanclarini da, Allah, Kur' an ve Peygamber sevgilerini de gonullerinde yasadilar. Bizlere de bunu ogrettiler, Allah razi olsun onlardan.
     
    Cumhuriyetin temel ilkelerini destekleyen butunleyici ilkelerinden bir tanesi de;
    insan ve insanlik Sevgisi hakkinda:
    "insanları mesut edecegim diye onlari birbirine bogazlatmak insanliktan uzak ve son derece uzulunecek bir sistemdir. insanlari mesut edecek yegane vasita, onlari birbirlerine yaklastirarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karsili
    kli maddi ve manevi ihtiyaclarini temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931)
    Biz kimsenin dusmani degiliz. Yalniz insanligin dusmani olanlarin dusmaniyiz. (1936) "
    demis, Ataturk.
     
    Ben ulema veya alim degilim. Din ile ilgili dusuncem de;
    Yuce Allah dinin kurallarini belirlemistir, inananlar bu kurallara uymakla mukelleftir.
    Bu kurallar uzerinde kullarin yorum yapmamasi, diger insanlarin dini inanclarini sorgulamamasi gerekir diye dusunuyorum.
     
     
     
    --
    ¶baba€®€gliay™
    http://feregliay.spaces.live.com/